Haberler

Paylaş

BUGÜN HATIRLAMA GÜNÜ DEĞİL, BUGÜN DAHA ÇOK ÜRETEBİLMELERİ İÇİN ÜRETENLERİ YÜREKLENDİRME GÜNÜDÜR.

13 Mayıs 2022
“PETROLÜMÜZ YOK, BİZİM UÇSUZ BUCAKSIZ ALTIN MADENLERİMİZDE YOK AMA BELKİ BUNLARDAN ÇOK DAHA ÖNEMLİ, ÇOK DAHA DEĞERLİ BEREKETLİ TOPRAKLARIMIZ VAR. TARIMI BU ÜLKENİN EN BÜYÜK ZENGİNLİĞİ VE GELECEĞİN GARANTİSİ OLARAK GÖRÜYORUZ" R.T.E

BUGÜN HATIRLAMA GÜNÜ DEĞİL, BUGÜN DAHA ÇOK ÜRETEBİLMELERİ İÇİN ÜRETENLERİ YÜREKLENDİRME GÜNÜDÜR.

BUGÜN, TOPRAKLA TOHUMU BULUŞTURUP BEREKET ÜRETEN O ELLERİN SAHİPLERİNE ADANMIŞ ÖZEL BİR GÜN. BU GÜN "DÜNYA ÇİFTÇİLER GÜNÜ".  

“BUĞDAYI DEĞİRMENDE ÖĞÜTMEZSEN, ONUNLA SOFRAMIZ BEZENİR Mİ HİÇ?"
HZ.MEVLANA

BUGÜN KENDİSİNE ATFEDİLMİŞ ÖZEL GÜNÜ BİLE EN İYİ BİLDİĞİ İŞİ YAPARAK YANİ ÜRETEREK KUTLAYAN TÜRK ÇİFTÇİSİ, YÜKÜ HAFİFLEDİĞİNDE BU ÜLKENİN BİR KARIŞ TOPRAĞINI DAHİ BOŞ BIRAKMAYACAK ENERJİYE DE İDRAKE DE SAHİPTİR.

TÜKETİMİN ÜRETİMİ TETİKLEMESİ VE ARTTIRMASI ÜRETİCİNİN DE İÇİNDE YER ALACAĞI DEĞER ZİNCİRİNİN OLUŞTURULMASI İLE MÜMKÜNDÜR. 
     
“Buğdayı değirmende öğütmezsen, onunla soframız bezenir mi hiç?” diye soruyor, o sonucu meydana getiren emeği ve süreci hatırlatmak için Hazreti Mevlana. Buğdayın değirmene, değirmenden çıkan unun sofraya yolculuğunu başlatansa tohumu tarla ile buluşturan ellerdir. O ellerin sahipleri toprağa tohum attığı için sofralar nimetle bezenir, pazarda tezgâhlar, markette raflar, mutfaklarda tencereler, masalarda tabaklar boş kalmaz.

Bugün, toprakla tohumu buluşturup bereket üreten o ellerin sahiplerine adanmış özel bir gün. Bu gün “Dünya Çiftçiler Günü”. Tüm üreticilerimizin, kendilerine adanmış bugünü de işlerinin başında, kimi traktör üstünde, kimi çapada, kimi tarlada, kimi bağda, bahçede, kimi geçim kaynağı can yoldaşlarının peşinde merada, yaylada geçiren, ayazda donsa da, güneşte alınları kavrulsa da üretmekten vazgeçmeyen bütün meslektaşlarımın, çiftçi kardeşlerimin Dünya Çiftçiler Gününü kutluyorum.

Bu sene bu özel günü, iki buçuk yıl süren pandemi nedeniyle aksayan üretim ve tedarik zincirinin gölgesinde, dünya gıda arzı açısından önemli bir bölgede başlayan ve ne kadar süreceği kestirilemeyen savaş nedeniyle bir sıçrama yaşanan tarımsal emtia fiyatlarının yarattığı endişe içinde kutluyoruz. Yaşadığımız salgın süreci ve içinde bulunduğumuz kriz ortamında herkesin ve her kesimin mutabık kaldığı belki de tek konu tarımsal üretimin hayati önemi ve gıda güvenliğinin tıpkı askeri güvenlik kadar önemli olduğudur. İktidarıyla muhalefetiyle, zenginiyle yoksuluyla, ücretlisiyle işvereniyle, tüccarıyla esnafıyla, genciyle yaşlısıyla her kesimin konunun önemine binaen mutabakat sağladığı gıda güvenliğimizi kendi üretimimizle sağlama arzusu ülkemize bu krizi fırsata dönüştürme imkânını da sunmaktadır.

“Bizim petrolümüz yok, bizim uçsuz bucaksız altın madenlerimiz de yok ama belki bunlardan çok daha önemli, çok daha değerli bereketli topraklarımız var. Tarımı bu ülkenin en büyük zenginliği ve geleceğin garantisi olarak görüyoruz” diyen Sayın Cumhurbaşkanımızın işaret ettiği şekilde tarımı geleceğimizin garantisi yapmak bugün yapacaklarımızla ve atacağımız adımlarla mümkündür.

Arazi varlığı, iklim yapısı, sahip olduğu endemik tür zenginliği ile dünyanın tarımsal üretim için en şanslı ve Yüce Allah’ın bahşettiği en bereketli coğrafyalardan birine sahip ülkemizin gıda güvenliğini tahkim etme ve çok da uzak olmayacak bir vadede kendine yetmenin ötesinde dünya pazarlarına yönelik gıda arzını arttırması da mümkündür. Kısa sürede ülkemizin tarımsal üretimdeki muazzam potansiyelinden daha çok istifade edip dünya gıda arzındaki dalgalanmaların gıda güvenliğimiz için tehdit oluşturmaması, milletimizin tabağındaki yemeğin azalmaması için atmamız gereken adımlar ve yol haritamız bellidir.

Birincisi ve en önemlisi çiftçi olmadan tarımsal üretimin olmayacağını unutmayacağız. O nedenle önce üretenin, üreticinin umudunu arttıracağız, tarlada, bağda, bahçede çalışırken şevkini arttıracağız. Bunun yolu da üreticinin ürettiği ürün karşısında alın terinin karşılığını almasından geçiyor. Pazarda, markette, raflarda, reyonlarda ürün fiyatları artmadan bunu sağlamak yani üreticinin üründen daha çok gelir elde etmesini temin etmek mümkün mü? Evet mümkün. %300-400’leri bulan tarla –market fiyat farkı makasını daraltacak şekilde tarladan markete uzanan zincirde birkaç halkayı çıkarmak bile bunun için yeterlidir. 22 yılını kooperatifçiliğe vermiş ve hayata geçirdiği tarımsal sanayi tesisleri ile ayçiçeğinden patatese, şeker pancarından ete, süte kadar 36 kalem tarımsal ürünü işleyecek ve tarlada üretenin ürününü rafa kadar taşımasını sağlayan zinciri kurmuş biri olarak gönül rahatlığı ile söyleyebilirim ki, tüketimin üretimi tetiklemesi ve arttırması üreticinin de içinde yer alacağı değer zincirinin oluşturulması ile mümkündür. Mesela üretene ait bir şeker fabrikası yaparsınız üretici şeker pancarı üretimini 2’ye katlar, bir yağ fabrikası yaparsınız tıpkı Konya’da olduğu gibi ayçiçeği üretimi 7 kat artar, aradan celepleri çıkaracak çiftçinin kendi malı olan bir et-süt entegre tesisi kurarsınız ortaklarınız süt üretimini sadece 7-8 yılda süt üretimini %70’in büyük ve küçükbaş varlığını %90’nın üzerinde arttırır. Patatesini işleyecek bir tesis sahibi olur, çiftçi 1 yerine 11 üretmeye başlar.  Yani hem üreten kazanır hem ülke kazanır. Hem milletimiz ne yediğinden emin olur hem de gıda güvenliğimiz pekiştirilir.

Tarla ile pazar ve market arasındaki makası daraltacak ve üreteni de tüketeni mutlu edecek tecrübe ülkemizde mevcuttur. Organizasyon yapımızı yenilemenin dışında bir mecburiyetimiz daha vardır ki bu bugünden yarına çözülemeyecek olsa da ısrarla ve kararlılıkla üzerine eğilmemiz gereken bir konudur. Tarım sektörümüzün yaş ortalaması maalesef 50’yaşın üzerindedir. Bu bir tehlikenin işaretidir ve bu işareti ciddiye alıp sektörde gençlerin enerjisi ve yenilikçiliğinden istifade edecek sektördeki istihdamı gençleştirecek adımları atamazsak gelecek yıllar için gıda güvenliğimizden söz edemeyiz. Gençler için sektörün son çare olmak yerine çalışma hayatı açısından tercih edilebilir bir seçenek haline gelebilmesi ve sosyal güvenlik sistemine diğer meslek gurupları gibi dâhil edilmesinden, emeklilik düzenlemelerine, aileleri ve çocuklarının sağlık ve eğitime erişim imkânlarının iyileştirilmesi gibi yapacağımız, yapabileceğimiz çok şey vardır.

Bir şeyi daha yapacağız, tarlada çalışan çiftçinin omzundaki yükü, yükleri hafifleteceğiz. Mesela masrafı ekerken başlayan ve tarlaya traktörü ilk soktuğu gün ile ürünü kantara döktüğü gün arasında 8-9 aylık bir zaman dilimi olan çiftçinin üretimdeki finansman ihtiyacına akılcı ve insani bir çözüm bulacağız. Yaklaşık 30-40 yıl önce başlayan GAP, KOP gibi projeleri süratle tamamlayacağız, sulanabilir tüm arazilerimizi suyla buluşturacağız. Mazot, gübre, ilaç, elektrik, tohum gibi girdilerin fiyatlarına çiftçinin şevkini kırmasını önleyecek şekilde çözümler üreteceğiz ki, maliyet baskısı ve zarar korkusu ile hiçbir çiftçimiz ekmekten dikmekten korkmasın, ülkemizin bir karış toprağı bile boş kalmasın.

Bugün kendisine atfedilmiş özel günü bile en iyi bildiği işi yaparak yani üreterek kutlayan Türk çiftçisi yükü hafiflediğinde bu ülkenin bir karış toprağını dahi boş bırakmayacak enerjiye de idrake de sahiptir. Ülkesine ve milletine karşı üstlendiği sorumluluğun farkında olan ve Türk çiftçisi bu bereketli toprakların potansiyelinden daha çok istifade etmemizi sağlayarak ülkemizin geleceğini inşa edecek, ülkemizin zenginliğine zenginlik katacak, evlatlarımızın tabağındaki yemeğin miktarını ve kalitesini arttıracak, elindeki lokmaya sahip çıkacak, gıda güvenliğimizin teminatı olacak kudrettedir. Önce pandeminin aksattığı tedarik zincirine rağmen ürettikleri ile tezgahların, rafların boş kalmamasını, tencerenin kaynamasını sağlayan bugün yakın coğrafyamızda yaşanan savaş nedeniyle oluşan gıda arzındaki eksikliği gidermek için yine tarlasına koşan Türk çiftçisi nasıl bugüne kadar milletimize yokluğu yaşatmamışsa hem savaşın gölgesinde girdiğimiz bu üretim yılında hem de gelecek yıllarda yine ülkemize ve milletimize yokluğu yaşatmayacaktır.

O nedenle bugün sadece hatırlama günü değil, bugün vesilesiyle daha çok üretebilmeleri için üretenleri yüreklendirme günüdür. Bugün çiftçilerin kendi başlarına çözemeyecekleri daha çok üretebilmelerinin önündeki meseleleri çözmek için adım atma günüdür. Bugün, toplumsal iş bölümünde kendi işini yıllardır eksiksiz yapanlara hem teşekkür hem de yaptıkları işin hakkını hakça teslim etmek için yapılabileceklere odaklanma günüdür. Bugün kendi özel günlerini yine üreterek kutlayan çiftçilere zorunluluktan değil gönülden teşekkür günüdür.

Tarımı güçlü, çiftçisi mutlu bir ülkenin geleceğe dair umudunun daha güçlü, ufkunun daha aydınlık olacağına dair sarsılmaz inancımı ifade ederek, tüm üreticilerimizin 14 Mayıs Dünya Çiftçiler Gününü, bereket ve bolluk dileğiyle kutluyorum.